"Enter"a basıp içeriğe geçin

LOUIS PASTEUR KİMDİR?

Günümüzde kolaylıkla tedavi edilen birçok hastalık, tarihte toplu ölümlere yol açabiliyordu. Kolera, kuduz gibi rahatsızlıkların modern tıp olanaklarıyla tedavi edilebildiği bilinmektedir. Ancak kuduz aşısını ve tedavisini büyük ölçüde Fransız bilim insanı Louis Pasteur’e borçlu olduğumuzu da unutmamak gerekir. Pasteur’ün bulduğu kuduz aşısı ve bu aşıyı yaparken kullandığı metot birçok hastalığın tedavisinde yol açmıştır.

Louis Pasteur Hayatı

Louis Pasteur, 1822 yılında Fransa’nın Dole kentinde dünyaya geldi. Yoksul ve katolik bir ailenin üçüncü çocuğuydu. Jean-Joseph Pasteur ve Jeane-Etiennette Roqui çiftinden dünyaya gelen Pasteur, 1827 yılında ailesi Arbois kentine taşınınca orada yaşamaya başladı ve ilkokula orada başladı. Pasteur, başarılı bir öğrenciydi ve bu başarısı yalnızca akademik alanla sınırlı değildi. Balıkçılığa ve sporlara ciddi bir ilgi duyuyordu. Ayrıca resme ilgi duyuyor, arkadaşlarının ve ailesinin portrelerini yapıyordu.

Yaptığ ıresimler hâlen Paris’teki Pasteur enstitüsünde sergilenmektedir. 1839 yılında College Royal de Besançon’a girdi ve burada matematik, doğa bilimleri gibi konularda eğitim almaya başladı. Daha sonra Ecole Normale Superieure’e kayıt oldu ve 1846 yılında bu okulun fizik ve kimya dallarından mezun oldu.

Strasbourg Üniversitesi’nde tanıştığı Marie Laurent ile 1849 yılında evlendi ve çalışmalarına burada devam etti.

Bilimsel Çalışmaları

1854 yılında Lille Fen Fakültesi’nde kimya profesörü olan Pasteur, Ecole Normale’de bir araştırma laboratuvarı kurdurdu ve bu laboratuvarın yöneticisi olarka tayin edildi. 1871 yılında çalışmaya başladığı laboratuvarlarda şarbon, kolera, kuduz gibi hastalıkları inceledi ve bağılıklık teknikleri üzerine çalıştı. 1885 yılında kuduz köpekler üzerine araştırmalar yapabilmek için eski bir imparatorlul şatosunu düzenledi ve kuduz aşısını keşfetmesini sağlayacak çalışmalara başladı.

Hastalıkların mikroplar tarafından yayıldığı daha önce Antik Yunan düşünürleri de olmak üzere birçok bilim insanı tarafından savunulsa da bunları maddi ortamda kanıtlayan ilk kişi Pasteur oldu. Mayalanma çalışamlarıyla bulaşıcı hastalıklara bakterilerin ve mikropların sebep olduğunu kanıtladı. Bununla birlikte bira, şarap, süt ve meyve suyu gibi mayalanabilen sıvıların uzun süre saklanabilmelerini sağlayan pastörizasyon yöntemini geliştirdi ve konserve yönteminin gelişmesini sağladı.

Pasteur’ün bulmuş olduğu yöntemler bugün tıp biliminde büyük öneme sahiptir. Ayrıca bugün süt, meyve suyu gibi ambalajlarlı sıvıların muhafaza edildiği UHC teknolojisini de büyük ölçüde Pasteur’ün çalışmalarına borçluyuz.

Pasteur ise ününü büyük ölçüde Joseph Meister’a yaptığı aşıya borçlu. Kuduza yakalanan Meister’a 9 yaşındayken yaptığı aşı çocuğun iyileşmesini sağladı ve Pasteur’e bilim dünyasında büyük bir ün kazandırdı.

Bu yazı yorumlara kapalı.